Anneler için kendini suçlamayı bırakmak üzerine bir yazı


Anne Nedir? / Anneler İçin / Annesinin Meleğinden

Bebeğim için kendime söz verdim, pişmanlıklarla kendimi yıpratmayacağım. Keşkelerle yükümü ağırlaştırmayacağım.

 

Benim satırlar, paragraflarla ifade etmek istediğim kendini tüketme, eleştirme girdabını, çok sevdiğim şair Özdemir Asaf birkaç kelimeye ve satıra sığdırmış. Uzun uzun anlatmadan önce Özdemir Asaf’ın şiirini alıntalayım:

Dün sabaha karşı, kendimle konuştum.
Ben hep kendime çıkan bir yokuştum.
Yokuşun başında bir düşman vardı,
Onu vurmaya gittim, kendimle vuruştum…

 

Annelikle birlikte devamlı geriye dönüp, ”eksik birşey mi yaptım? yanlış bir şey yaptım mı? birşeyi atlamış olabilir miyim?” endişesi yaşamaktan yoruldum. Bu duygu benim kızıma hamileliğim boyunca ve bugüne kadar devam etti, yani hamilelikle birlikte neredeyse 7 sene… Bu pişmanlık, atlamış olmak, kaçırmış olmak korkusu, endişesi hep yanımda, yakınımda. Günümüzün her anında yaşadığımız ıskalama, kaçırma baskısı, fırsat kuponlarından indirimlere kadar etrafımızı sarmış vaziyette.

Sonraları bunalıp bu durumu çözmeye karar verdim..

Önce eşimle sık sık tekrarladığım bazı sözleri hayatımdan çıkardım.

Sözlere geçmeden:
Bu komik ama berbat fıkrayı anlatmam lazım ki, bu hiçde ihtiyacımız olmayan sözler ile hayatı kendimize dar edişimiz, kendimizi didikleyişimiz anlaşılsın:

Fıkra kısaca şöyle: Bir Türk ve bir Alman cehennem kapısında bir seçime zorlanır. Alman cehenneminde günde bir kepçe b.. yenir ve ceza çekilir.. Türk ceheneminde bir kova b.. yenir..

Türk, Türk cehennemini, Alman da diğerini seçer.. Günler geçer ve karşılaşırlar ve birbirlerine sorarlar – ‘nasıl gidiyor?’

Alman cevap verir:

Hergün bir kepçe b.. yiyorum.. Ama dayanılır gibi değil..

Türk de durumunu anlatır:

Ben hala bir b.. yiyemedim. Kova varsa kepçe yok, kepçe varsa kova dolusu b.. yok.. Yok, yok, yok..Yani anlayacağın yiyemedik…

Bu fıkrayı anlattım çünkü biz kocamla, her atladığımız, her unuttuğumuz, yanlış yaptığımız da bu son satırı tekrarlayıp durduk durmadan. Atladığımız bir noktada kendimizi bol bol suçlayıp, vicdanımızı ve yükümüzü ağırlaştırdık. Sonra bu yük gerçekten ağır gelmeye başladı…

Sonra bu histen kurtulmaya, kendimizi yıpratmamaya karar verdik. Şunu biliyoruz ki, biz elimizden geleni yapmaya çalışan bir aileyiz ve çocuğumuza sahip çıkıyoruz… Yanlış yapabilir, atlayabiliriz, çünkü amatör anne babalarız ve deneyimlemediğimiz, kesin kuralları yazılmamış konularda en iyisini yapmak için çırpınıp duruyoruz, her deneyimimizden dersler çıkarıyoruz…

Size tavsiyem, kaçırılmış fırsatlar, unutulmuş, atlanmışlar için kendinizi yıpratmayın.. Eminim hepimiz çocuklarımız için fazlasıyla çırpınıyoruz ve çırpınmaya devam edeceğiz…

Etrafınızda yukarıda anlattığım şekilde kendini üzen, sıkılmış arkadaşlarınıza bu yazıyı mutlaka iletin!

 

*Sitedeki bütün içeriğin sahibi annesininmelegi.com’dur. 
Bu web sitesinde sunulan tüm bilgilerin (sınırlı kalmamak kaydıyla yazılı metinler, fotoğraflar ve diğer her çeşit bilgi dahil olmak üzere) maddi ve manevi hakları 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında Annesinin Meleği’ne aittir. Annesinin Meleği’nin yazılı izni olmadan yukarıda sözü edilen bilgiler kopyalanamaz, değiştirilemez ve yayınlanamaz. All material and immaterial rights of the information (including but not limited to the written texts, photos and all other information) given in this web- site are belong to Annesinin Melegi regarding to the Law no.5846 on Intellectual and Artistic Works. No one shall copy, amend and publish the above mentioned information without any written permission of annesininmelegi.com.

 


Comments

  1. Annesinin Meleği Says: Haziran 15, 2016 at 12:13 am

    Visitor Rating: 5 Stars

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir