fbpx

Annesinin Meleğinden öyküler Meleğime Öyküler

Çocuk ve rüya

Annesinin Meleğinden öyküler

Annesinin Meleğinden öyküler

Annem evi terk ettiğinde altı yaşında ya vardım ya yok. Bizi bırakıp gittiğini anlayacak yaşta değilmişim. Bir daha gelmeyecekmiş…

Öyle dedi babam bas bas öfkesiyle.

Babamın öfkelerini de anlayacak yaşta değildim. Hele kardeşim, hiç değildi.

Gelir, diyorduk. Bekliyorduk ikimiz de; babamızdan gizli gizli. Oyun yapıyordur, diyorduk; saklanma oyunları oynardık üçümüz babam evde yokken; onun gibi saklanmıştır belki.

Nasıl bir gece karanlığında gitmişse yine bir gece gelecek, diye inanıyorduk. Öyle çok inanıyorduk ki, kardeşimle nöbet tutmaya bile başlamıştık. Kardeşim küçücük, uykuya dayanamazdı, ben de  çifter çifter tutardım nöbetleri. Ablayım ya…

Ama benim de sızıp kaldığım çok oldu; uyku beni kandırıyordu. Uykunun annesi yok tabii, beni nereden anlayacak, diye kızardım; hem uykuya hem kendime.

 

Parmaklarının ucuna basa basa bir kadın girdi içeri, erken bir akşam saati. Babam camide, kardeşim daha sokaklarda. Hiç tanımıyorum; kara kuru bir kadın. Yüzü çok kemikli ve solgun. Biraz korkuyorum. İçimden bir ses, “annen senin o, bak döndü, bırakma artık onu” diyor. Bacaklarına sarılıyorum sımsıkı. Yanıma diz çöküyor. Kocaman elleriyle yüzümü okşuyor, “zayıflamışsın çok, yemiyor musun yoksa?” diye soruyor. Elimi tutup çekiştiriyor, “hadi gidip kardeşini getirelim, geç oldu, bu saatte sokaklarda olunmaz.”

Kardeşimin nasıl şaşıracağını düşünüyorum yolda yürürken, “Gördün mü, şimdi inandın mı bana, sana gelecek demiştim” diyeceğim ona. Kardeşim her zamanki oynadıkları yerde yoktu, “Celal’lerin sokağında oynuyorlardır” diyorum.

Orda da yoklar. Hay Allah, diyorum, görmeyecek annesini. Parkın oralara gittikleri de oluyor, oraya da bakalım diye elini çekiştiriyorum. Uzaktan çocuk gürültüleri geliyor, “hah! Ordalar!” diyorum. Daha bir heyecan basıyor. Annem elimi bırakıp oraya doğru koşmaya başlayınca ardından sesleniyorum, “arkama saklan, ona sürpriz yapalım!”

Duymuyor.

Bir daha sesleniyorum, bu kez daha yüksek.

Duyurmam lazım sesimi; daha yüksek bağırıyorum.

Kendi sesimi duymuyorum.

Daha yüksek..

Daha…

Uyandım.

Gaz lambasını da yakmayı unutmuşum. Oda zifiri karanlık.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir