fbpx

Çocuğumuzun “Benlik algısı” için doğru adımları atalım


Bebek Gelişimi / Bebek/Çocuk Eğitimi / Genel Kültür

Çocuğumuzun “Benlik algısı”  için doğru adımları atalım.

Çocuk yetiştirirken bu yazıyı aklımızın bir kenarında hep olsun. Çocuklarımızın sağlıklı öz benlik gelişimi ancak gerçek bir aile ortamı içinde, çocuklarımızın kendilerini değerli hissettikleri ve hep onların yanında olduğumuzu bilmeleri ile mümkün..

Ne yani hiç mi ikaz etmeyelim diyen arkadaşlarla da aynı fikirdeyim. Her ne olumsuz durum olursa olsun çocuğumuzu ikaz etmeyelim demiyorum, elbette iyi ve doğru için çocuklarımızın bizim liderliğimize ihtiyacı var. Çocuğumuzun hatalı ve olumsuz davranışlarında bu davranışın neden hatalı olduğunu aktarmalıyız, ama bunu yaparken insanların içerisinde gururunu kırarak, onu küçük düşürerek değil sakin bir ses tonu ve açıklayıcı bir ifade ile yapmalıyız. Evet geri bildirimi kısa sürede vermeliyiz, bunu birebir yüz yüze geciktirmeden yapmalısınız. Olay anında verilmeyen geri bildirim işe yaramaz. Sıcağı sıcağına mutlaka durum açıklıkla anlatılmalıdır. Çocuğunuzun hatalarını düzeltmezseniz topluma karıştığında rahatsızlık verdiği insanlar tarafından düzeltileceğini, hatta olumsuz davranışlarının farkında olmadığından dışlanabileceğini de unutmayın.

 

“Benlik algısı” nedir?

Adamın biri kendini arpa zannediyormuş. Bu yüzden tavuklardan ve kuşlardan çok korkuyormuş. Nerede bir tavuk görse kaçıyor, kuş görse saklanıyormuş…

Artık bu durum çekilmez bir hâl alınca, adamcağız bir psikologla görüşmeye karar vermiş.

Durumunu anlatmış uzmana.

Psikolog, “Siz hiç merak etmeyin, ben size yardımcı olacağım.” demiş.

Adam bir süre uzmana gitmiş-gelmiş ve adım adım kendini iyi hissetmeye başlamış…

Son seansta psikolog adama sormuş: “Kendinizi hâlâ arpa gibi hissediyor musunuz?”

Adam gülmüş: “İlahi doktor, o günler artık geçmişte kaldı. Kendimi dört dörtlük insan hissediyorum.”

Adam teşekkür etmiş uzmana ve vedalaşarak ayrılmışlar.

Adam tam dışarı adım attığında içine bir korku düşmüş, koşarak tekrar psikoloğun yanına gelmiş, nefes nefese: “Hocam, bir şey sormayı unuttum… Ben artık kendimin arpa olmadığını anladım da bunu kuşlar ve tavuklar da biliyorlar mı?”

Kişinin kendisini nasıl algıladığına “Ben Algısı” denir… Bu algı, çocukluk döneminde edinilir.

Çocukluk döneminin geçtiği ortam, çocuğa kendisi ile ilgili nasıl bir izlenim kazandırmışsa, o izlenim çocuğun ben algısını oluşturur.

Bir başka deyişle çocukluk dönemi kişinin aslında kendisinin “kim” olduğunu öğrendiği ve bütün bir ömür boyu üzerinde taşıyacağı kimliğini kazandığı dönemdir.

Örneğin, çocuk saygın bir çevrede yetişmiş, kendisine saygı duyan bir anne babanın varlığını her an yanında hissetmiş, konuştuğunda önemsenmiş, aile içinde bir yer edinmişse böylesi bir çocuğun ben algısı “saygındır” ve yetişkinlik yıllarını “beyefendice”, “hanımefendice” geçirme zeminini kazanmıştır. Böylesi bir kişi evlendiğinde eşinden saygı görmek ister, çocuğuna saygıdeğer davranmaktan keyif alır,

Ya da annesi evde “Salak mısın kızım sen!” demekten çekinmemiş, okulda öğretmeni “Hayret, nasıl oldu da ödevini yaptın!” diye aşağılamış, sokakta arkadaşları “Seni oyuna almayacağız” diye dışlamışsa, böylesi bir çocuğun ben algısı “değersizdir.” Yetişkinlik yıllarında değer görse de bu değeri anlamlandıramaz, bir yere koyamaz…

Kişinin kendi ile ilgili düşünceleri çocukluk çağından itibaren olumsuzca şekillenmeye başladığında bunun değiştirilmesi oldukça zordur.

Zira kişinin kendi ile ilgili izlenimleri, kişiliğin en derin parçasıdır.

Siz yıllarca kendini değersiz olduğuna inanmış birine “Aslında sen değersiz değilsin” deseniz ve hatta o kişiyi uzun iknalar ile kendisinin değerli olduğuna inandırsanız da bir süre sonra “Acaba benim değerli olduğumu herkes biliyor mu?” diye tereddütte kalacaktır.

Birçok anne baba, çocuklarına söylene söylene onları doğru yola eriştireceğini zanneder.

Hâlbuki olumlu da olsa, sözün çokluğu ben algısının bozulmasının en belirgin sebebidir…

Sürekli nasihat edilen çocuk, nasihate muhtaç biri olduğu izlenimi edinir.

Sürekli yanlışı düzeltilen çocuk, sürekli yanlış yaptığı hissini edinir.

Çocuk terbiyesinin özü; çocuğu sürekli ikaz etmek ve düzeltmek değil, onun kendisini iyi hissedeceği bir aile ortamı hazırlamaktır…

Kaynak: http://www.aksiyon.com.tr/adem-gunes/ben-algisi-nedir-552983


Comments

  1. Nihal Özen Says: Aralık 13, 2015 at 6:01 pm

    Merhaba,
    Yazınız etkileyici idi.Kaynağınız güvenilir idi.Hatta bunu belirtmeniz saygınca idi.
    Türkiye’de çocuk yetiştirebilmenin en önemli noktası bu.Türk aile yapısı ciddi anlamda sorgulanmalı,bence.Ne yazık ki gözlemlerim sırasında acı çekiyorum.Bana anne babalara karışmamamı öğütlüyorlar.Ama minicik çocukların hırpalanmasına nasıl seyirci kalabiliriz…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir