fbpx

Çocuk Yetiştirirken Yapılan Hatalar ve Doğru Ebeveyn Davranış Önerileri | Çocuğa nasıl davranmalıyım?


Bebek/Çocuk Eğitimi

Ben Nerede Yanlış Yaptım Dememek İçin; Çocuklarınızı Yetiştirirken Bu Yanlışlardan Kaçının

Çocuk Yetiştirirken En Sık Yapılan Hatalar

Çocuklarımızı yetiştirirken tekrarladığımız hatalar çocuklarımızın geleceğini şekillendiriyor.

Çocuklarımız yetiştirken farkında olmadan tekrarladığınız yanlış yaklaşımınız dolayısıyla çocuğunuz özgüveni eksik, sabırsız, doyumsuz ve hatta sizden duygusal açıdan uzaklaşmış bir birey haline dönüşebilir. Anne-babaların çocuklarının her istediğini yapmak, aç kalmasın diye zorla yemek yedirmek, başkalarıyla kıyaslamak gibi farkında olarak ya da farkında olmadan yaptıkları gafların sonuçları çocuklarınız açısından oldukça ağır olabilir

Ebeveynler olarak hepimizin hayali ve idealimiz çocuklarımızın kendi ayaklarının üzerinde duran, mutlu, başarılı ve toplum için yer edinmiş bireyler olarak yetiştirmesidir. Bazen bu büyük sorumluluk ve uğraş karşısında anne-babaların çabalarının başarısız kaldığı durumlar da olabiliyor. Çocuk yetiştirmek büyük bir özveri, sorumluluk ve azami dikkat isteyen çok önemli bir uğraşı. Bu sorumluluk ve önemli vazife esnasında zaman zaman yanlış tutumlarımızla çocuklarımızı ve geleceklerini önemli ölçüde etkileriz.

“Çocuk ne kadar sessiz sakin olursa insanlar tarafından o kadar çok sevilir, kabul edilir.” | yanlış!

Evde ya da toplum içinde “sen sus”, “çok konuşma”, “sen karışma”, “sen ne biliyorsun ki” gibi sözlerle engellenen susturulan çocuk, bir süre sonra daha az konuşarak, kendini daha az ifade ederek,  kendini konuşmaya layık olmayan biri olarak görmeye başlar. İşinizde, okulunuzda size böyle hitap edilse, kendinizi yeterli ve mutlu hissedebilir misiniz? Cevabınızı duyuyorum, öyleyse çocuklarınıza karşı engelleyici, susturucu değil, teşvik eden cesaretlendiren yönünüzü gösterin.

Söz verilmeyen ve düşünceleri ve sözleri dinlenmeyen çocuk düşüncelerinin de değersiz ve önemsiz olduğunu düşünmeye başlayarak, bir süre sonra soru sormayan, merak etmeyen, hakkını savunamayan birine dönüşecektir. Bu tarz engellerle karşılaşan çocuklarda öğrenme ile ilgili de sorunlar gözlenebilmektedir. Bu süreç erişkinlik döneminde de içe dönük, çekingen, özgüven eksikliği olan bir kişilik geliştirmesine zemin hazırlayacaktır.

“Çocuğunuz sizi dinlemiyorsa ve aynı hataları tekrarlıyorsa bağırmalı ki yaptığının yanlış olduğunu öğrensin ve bir daha tekrarlamasın.” | yanlış!

Yaptığı hatalı bir davranıştan sonra çocuğa bağırmak, ses yükseltmek ve fiziksel şiddette bulunmak ilk etapta belki de o davranışın geçici olarak önüne geçmeye sebep olacaktır. Ancak uzun vadede etkisiz kalacaktır. Kaldı ki çocuktaki bu davranışın kısa süreli tekrarlamaması da yanlış davranışı öğrendiği için değil, korktuğundan ve sizden gelecek tepkiden kaçındığı için olacaktır. Bu da çocuğun duygusal açıdan sizden uzaklaşmasına neden olacaktır. Bu tarz bir yaklaşım ile yetiştirilen çocuklar ergenlik döneminden itibaren fiziksel olarak gelişeceği için ebeveynden duyumsadığı korkunun da azalması ile anne babalarından gördükleri şiddeti büyüdüklerinde bu sefer kendileri anne-babalarına gösterme eğiliminde olabilirler. Çocuğunuz, gelişiminin başında biriktirdiği bu tip ebeveyn korkuları sebebiyle ömrünün sonuna kadar ailesi ile çatışabilir.

“Ben zor şartlarla büyüdüm ama şu an varlıklıyım; benim çocuklarım yokluk çekmesin, ne isterlerse yaparım.” | yanlış!

Çocukların ihtiyaçlarını karşılamak elbette ki anne – babaların görev ve sorumluluğudur. Sevgi, ilgi, değer verme konularında sınırsız olabilirsiniz. Ancak maddi açıdan ihtiyaçtan fazlasını sırf imkânlarınız var diye vermeniz çocuğunuzun iyiliğine olmayacaktır. Aksine ona kötülük yapmış olacaksınız. Her istediğine anında ulaşan, aynı oyuncaktan fazla fazla sahip olan, sürekli hediye yağmuruna tutulan, yeni tablet telefon vs. çıktığında anında eskisini bırakıp değiştiren çocuk ve gençler, ileride sabredemeyen, erteleyemeyen, bekleyemeyen, doyumsuz bir karaktere sahip olacaktır. Böylece birçok alanda zorluk ve güçlük yaşayacaktır.

 “Bak bilmem ne hanımın çocuğu, senden şu kadar yaş küçük kardeşin kendisine söylenmeden odasına gidip dersini çalışıyor, sen eline hiç kitap almıyorsun. O üniversiteye gidecek, sen ancak oyun oyna” gibi kıyaslamalar çocuğu motive eder. | yanlış!

Çocuğunun hırslanacağını, bu karşılaştırmadan ders çıkaracağını ve motive olacağını düşünerek söylenen bu tarz cümlelerin herhangi bir çocuğu motive edebildiğine dair bir adet dahi sonuca rastlanmamıştır. Her birimizin parmak izleri dahi farklıyken, gerçekçi olalım;  çocuğumuzun bir başkasının izlediği yolu düşünüp, hırslanıp tamamen aynı yolu tekrar etmesini nasıl bekleyebiliriz? Çocukluğum bilmem ne teyzenin oğlunun kızının hangi okulda okuduğunu, hangi arabayı aldığını, hangi eve yerleştiğini dinlemekte geçti. Ama şunu söyleyebilirim, o bahsettikleri kişiler herkesin yolundan giderek birbirinin aynı hayatları yaşıyorlar. Benzer renkteki takım elbiselerle işlerine gidip, benzer sorunlarla mutsuz olduklarını anlatıp duruyorlar… Çocuklarınıza toplum içinde uyumu önemsemelerini söyleyin ama aynı olmalarını önermeyin. Hayatta farklılıklarımızla yer edinebiliriz.

Kıyaslanmak motive etmek bir yana, aksine çocuğun kıyasladığınız kişi her kimse ona karşı öfke hissetmesine neden olacaktır. Örneğin o kişi kardeşiyse öfkesini ona güç kullanarak, zorbalık ederek çıkarabilir. Ayrıca kıyasladığınız çocuğunuz kendisini yetersiz ve başarısız hissedecektir, öz güveni azalacaktır. Yeterli olduğu alanları da görmezden gelecek ya da önemsiz görmeye başlayacaktır. Kıyaslanmak kimseye iyi hissettirmez, motive de etmez. Basitçe kıyaslanmak hepimizi deli eder..

“Yaramazlık yapma yoksa seni polise veririm, doktor sana iğne yapar” gibi söylemler çocukların uslu durmasını sağlar. | yanlış!

Şaka yollu ya da anı kurtarmaya yönelik işinize yarıyor gibi görünen bu tarz cümleler çocukta travmatik etkiler oluşturabilir. Çocuklar söylediklerinize inanırlar. Bu gibi söylemler çocuğunuzun polisten, doktordan korkmasına ve gerçekte polise, doktora ihtiyacınız olduğunda zorlanmanıza neden olacaktır. Doktor ya da polis gördüğünde korkma oğlum/kızım bir şey yapmayacak dediğinizde, daha önceki söyleminizle çelişen bu tutarsız söyleminiz sizce ne derece inandırıcı olacaktır? Bugün hala şöyle moderniz, şöyle aklı başındayız derken eşim dahi çileden çıktığında iğne yaptırmakla çocuklara göz dağı verebiliyor. Peki hastanede iğne yapılmasının zaruri olduğu anlarda çocuklarımıza nasıl anlatacağız?

“Çocuğum yemek yemiyor; her yemesine karşılık ödül veririm, onu telefonla tabletle oyalayayım da çaktırmadan kaşıkla yemek yedireyim, yeter ki yesin aç kalmasın.” | yanlış!

Özellikle bizim toplumumuzda bir çocuk zayıf ya da görece düşük kilodaymış gibi göründüğünde çocuğun annesi “Çocuğu aç mı bıraktın?”, “Yemek yedirmiyor musun?” şeklinde sorulara maruz bırakılmakta. Bu sorulara maruz kalan anneler, belli bir süre sonra kendilerini yetersiz anne olarak kabullenip ve çocuğunu doyurmayı bir savaş gibi görüp gerekirse zorla yedirmeye çalışırlar. Bu yaklaşımlar yemeğin ve yeme eyleminin çocuk beyninde acı veren, kriz oluşturan, keyifsiz bir şeymiş gibi kodlanmasına neden olur. Çocuk her yemek gördüğünde beyninde oluşan bu geçmiş deneyimlerin etkisi ile yemekten tiksinir, daha fazla uzaklaşır ve kısır döngüye girmiş olur. Böylece kendi elinizle o korktuğunuz yeme problemini oluşturmuş olursunuz. Yemek yerken çocuğun yediği şeyi görmesi, koklaması, eline alması yani yediği yemeği hissetmesi yemekten keyif almasını isteriz. Acıktığını hissetmesi, doyduğu zaman da tokluk duygusunu duyumsamasını isteriz. Yemek yemeyi sadece bir fiziksel eylem olmaktan çıkarıp aynı zamanda sofrada aile bireyleri ile birlikte sohbet eşliğinde keyifli, sıcak, duygusal bir paylaşım olarak hissetmesini sağlamalıyız.

çocuk yetiştirirken yapılan hatalar 

*Sitedeki bütün içeriğin sahibi http://www.annesininmelegi.com’dur. Çocuğa nasıl davranmalıyım?

Bu web sitesinde sunulan tüm bilgilerin (sınırlı kalmamak kaydıyla yazılı metinler, fotoğraflar ve diğer her çeşit bilgi dahil olmak üzere) maddi ve manevi hakları 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında Annesinin Meleği’ne aittir. Annesinin Meleği’nin yazılı izni olmadan yukarıda sözü edilen bilgiler kopyalanamaz, değiştirilemez ve yayınlanamaz.
mükemmel Bir Çocuk Yetiştirme,çocuğu nasıl yetiştirmeli? çoçuk yetiştirmenin kuralları. Kendine güvenen çoçuk nasıl yetiştirilir, islamda çoçuk yetiştirmenin kuralları. İyi çoçuk nasıl yetiştirilir çoçuk yetiştirmenin kuralları kitap erkek çocuğu nasıl yetiştirilir? çoçuk yetiştirme usulleri nelerdir erkek çocuğu nasıl yetiştirilir
All material and immaterial rights of the information (including but not limited to the written texts, photos and all other information) given in this web- site are belong to Annesinin Melegi regarding to the Law no.5846 on Intellectual and Artistic Works. No one shall copy, amend and publish the above mentioned information without any written permission of annesininmelegi.com.

 

 


Comments

  1. Serhan ÇAĞIRANKAYA Says: Haziran 12, 2018 at 7:42 am

    Güzel bir yazı, ancak biraz daha tavsiye içermesini isterdim. 9. Yaş kritik bir yaş, birey kendini topluma kabul ettirmeye çalışıyor, buna bağlı hırçınlıklar disiplinsizlikler vs. Oluyor. Ama bunlarla nasıl başa çıkacağız? Onu kırmadan üzmeden nasıl doğru yolu göstereceğiz?

    • Annesinin Meleği Says: Haziran 16, 2018 at 2:29 pm

      Merhaba Serhan Bey,

      Öncelikle babalar gününüzü kutlarım ve ilgili bir baba olarak sizi tebrik ederim. Sağlam çocuk yetiştirme ve çocuk eğitiminde disiplin üzerine yazdığım yazıma göz atmanızı öneririm. Çocuğunuz 7. yaşından büyükse beklentinizi ve isteklerinizi açıkça belirtmelisiniz. İçinde var olmak ve kabul görmek istediği topluluğun kurallarını net bir şekilde açıklamalısınız. Disiplin önemli ama sertlik içermemeli. Sert bir tutum yerine kararlı ve tutarlı olmalısınız. Bir karar verdiyseniz bunu uygulamalısınız.Disiplin eksikliğinin çocuğunuzun ileriki yaşamında toplumda sorunlara sebep olacağını aktarmalısınız. Ama en önemli nokta tutarlılık: Unutmayın! Çocuğunuzun eğitiminde istisnalar kaideyi her zaman bozar!

      Sevgiler

  2. Duyarlılık anlamında ve yanlis tutumlardan kaçınmak adına faydalı bir yazı. 2 yaş üç aylık bir erkek çocuk babasıyım. Ve oglumun anne karnındaki ilk haftasından itibaren bütün zamanlarini farkında olarak okuyarak ve arastirarak gecirdim. Sorun şu ki beslenme ve uyku alışkanlığı gibi somut aliskanliklar disinda cocuk gelisimi ve psikolojisi hakkında “şunları yapmamalisiniz” bahsinin dışında gerçek anlamda “şunları yapmalısınız” diyen ne bir akademisyene ne de bir kitaba rastlamadim. Istisna sayabilecegim tek nokta IMMANUEL KANT-EĞİTİM ÜZERİNE kitabı. Her anne ve babaya hem cocuklari icin hem de kendilerini gözden gecirmeleri adina tavsiye ederim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir